SSCB'nin Çöküşü 10. Yılında Komünizmin Geleceği
Edirne'nin Gerisinde Bıraktıklartımız...
Komünizm Çin'de Güçleniyor
İsrail'in Mescid-i Aksa Hedefleri 1
İsrail'in Mescid-i Aksa Hedefleri 2
Türkiye için Balkan Stratejisi 1
Türkiye için Balkan Stratejisi 2
Balkan Müslümanların Türkiye Sevgisi
Türkiye'nin Stratejik Ufku
Bağımsızlığın 10. Yılında Orta Asya Müslüman-Türk Cumhuriyetleri
Tarihin Aslına Dönüşü
Miloseviç'in Ardından Sırbistan'ın Balkan Politikası
Unutulan Vatan; Doğu Türkistan


İSRAİL'İN MESCİD-İ AKSA HEDEFLERİ-2
(AKİT-01 TEMMUZ 2001)

İsrail sağının gizli ''megalo idea'' sı, Kudüs Tapınağı'nı yeniden inşa etmek olmuştu. Bu inşaanın gerçekleşebilmesi için de, Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra'nın yıkılması gerekiyordu.

Nitekim İsrail sağı, el altından desteklediği ''Machteret Yehudit'' adlı bir örgütle bu hedefi bir kez denedi.

Örgüt, Doğu Kudüs'ün, Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra'yı havaya uçurmak için çok detaylı bir plan hazırlamıştı. Mabetlerin mimari yapısı üzerinde profesyonel bir inceleme yapılmış,Golan Tepeleri'ndeki bir askeri garnizondan bol miktarda patlayıcı çalınmıştı. Kubbet-üs Sahra'yı etrafa zarar vermeden havaya uçurabilmek için, 28 ayrı patlayıcı Kubbe'nin belirlenmiş yerlerine yerleştirilecekti. Gerekirse Mescid-i Aksa'yı korumakla görevli silahsız Müslüman nöbetçileri vurmak için ucuna susturucu takılmış Uzi'ler ve göz yaşartıcı bombalar edinmişlerdi. Operasyon yirminin üzerinde Machteret Yehudit militanını katılımıyla gerçekleşecekti.

Eylem İsrail otoriteleri tarafından durdurulmuştu belki, ama bu gönülsüz bir engellemeydi. Çünkü, Machteret Yehudit'in üyeleri, aslında pek çok kişinin yapmak istediği bir işi, sabırsızlıkları nedeniyle, uygun olmayan bir zamanda yapmaya kalkışmışlardı. Bu nedenle, Likud hükümeti, Machteret Yehudit'e ve eylemine gizli bir sempati ile bakmışlardı.

İsrail mahkemesi, kanunlara göre suç oluşturan bu eylemi doğal olarak cezalandırdı ama mahkeme kararından bir gün sonra, Başbakan Yitzhak Şamir, Machteret Yehudit üyeleri için şöyle diyebiliyordu: ''Hepsi harika insanlar ama bir hata yaptılar.'' Likud müttefiki radikal Gush Emunim partisinin önde gelen ismi Haham Moşe Levingerde eylemin teorik olarak doğru ama zamanlama yönünden yanlış olduğu yönünde görüş bildirdi.

Amerikalı Yahudi gazeteci Robert Friedman, Machteret Yehudit olayının derinleme bir incelemesini yapmıştı. Verdiği ilginç bilgiler vardı: O dönemde İsrail basınındaki yaygın bir iddiaya göre İsrail'in iç güvenlik servisi Shin Bet, Machteret Yehudit'in daha önceki eylemlerini (Arap belediye başkanlarının öldürülmesi, İslam Koleji'nin taranması gibi) biliyorlardı ve buna rağmen de örgüte hiçbir müdahalede bulunmamışlardı.

Friedman'ın yorumuna göre, İsrail otoriteleri aslında örgütün Mescid-i Aksa'yı yıkma planından da haberdar oldukları halde bir süre onlara engel olmamışlar, ancak olayın basına sızması ve sonuçlarının da çok tehlikeli olacağını farketmeleri üzerine Machteret Yehudit'i durdurarak üyelerini tutuklamışlardı. Yitzhak Şamir'in örgütün üyeleri için, ''harika insanlar'' deyişi ya da onları hapse mahkum eden yargıcın kararı açıklarken ''bu insanlara yurtseverlikleri nedeniyle saygı ile bakılması gerektiği'' şeklindeki garip sözleri, hep bu isteksiz engel oluşun göstergeleriydi. Üst rütbeli İsrail subayı Avi Yitzhak, İsrail yönetiminin Machteret Yehudit'e uzun süre engel olmadığını, çünkü ''üst düzey politik ve askeri yöneticilerin örgütü, demokratik bir devletin yapamayacağı eylemleri yapabilmesi için muhafaza ettiğini'' söylemişti. Friedman, ''Machteret Yehudit olayı içinde İsrail hükümetinin parmağı vardı ama bunun oranı hiçbir zaman bilinmeyecek'' demektedir. (Robert Friedman, Village Voice, 12 Kasım 1985)

1985 yılında, hapisteki Machteret Yehudit üyelerinin serbest bırakılması için etkili bir kampanya başlatıldı. Kampanyanın en ateşli destekçileri Knesset üyesi politikacılardı. Başta Likud olmak üzere her partiden, hatta ''solcu ve laik'' ve sözde barış yanlısı İşçi Partisi'nden bile çok sayıda Knesset üyesi bu ''harika insanları'' hapisten çıkarmak için çalıştılar. Sonuçta birbiri ardına gelen aflarla hepsi serbest bırakıldı.

Dolayısıyla, Machteret Yehudit'in İslam mabetlerinin yıkma planının engellenmiş olması, Likud yönetiminin bu mabetlerin varlığından memnun olduğu anlamına gelmiyordu. Likud, özellikle de Likud'un Ariel Şaron gibi şahinleri, eylemin yalnızca yöntem ve zamanlama açısından yanlış olduğunu düşünüyorlardı, ama temel mantık doğruydu.

Nitekim çok gecikilmeden yeni ve daha az radikal olan bir yöntem bulundu.

Machteret Yehudit'in oratya çıkmasından bir yıl sonra, 1985'te, İsrail hükümeti Mescid-i Aksa'nın altındaki kazı çalışmalarına hız verdi. Bu şekilde Mescid'in altı oyulacak ve küçük bir sarsıntı sonucunda kendiliğinden yıkılması sağlanacaktı.

Haftalık Aksiyon dergisi, 13-19 Mayıs 1995 tarihli sayısında ''İsrail Mescid-i Aksa'yı yıkıyor!'' başlığıyla verdiği bir haberde konuya değinmiş, Mescid'in altında gizlece yürütülen kazı çalışmalarını belgelemiş ve şöyle yazmıştı:

''İsrail, Mescid-i Aksa'ya karşı doğrydan bir saldırıda bulunduğu taktirde... İslam ülkelerinin topyekün cephe almasından çekiniyor... (bu nedenle) tarihi kazı yapıyor gibi gösterere kendiliğinden çökecek bir hale gelmesi için uğraşıyor. Böylece ülke olarak kendisini geri çekecek ve üzerine bir sorumluluk almadan hedefine ulaşmış olacak.''

Uzun yıllar Kudüs'te çalışan Amerikalı arkeolog Gordon Franz ise, bu konudaki gözlemlerine dayanarak şöyle diyor:

''Emin olduğum bir şey varsa o da, Tapınak'ı yeniden inşa etmeyi hedefleyen Yahudilerin o iki camiyi mutlaka yıkmak istiyor oluşlarıdır. Bu yıkımın nasıl olacağı konusunda kesin bir fikrim yok ama olacaktır. Yıkacaklar ve burada onun yerine bir Tapınak inşa edecekler. Ne zaman, nasıl yapılacak bilmiyorum ama yapılacak.'' (Grace Halsell, Prophecy and Politics: Militant Evangelits on the road to Nuclear War, Connecticut: Lawrence Hill & company, 1986, s. 105)

Houston İkinci Baptist Kilisesi'nden rahip James E. DeLoach ise tüm Yahudilerin camileri yıkıp Tapınak'ı inşa etmek istediklerini, ancak bunu Machteret Yehudit gibi radikal yöntemlerle değil, Aksiyon'un haberinde yer aldığı şekliyle yapacaklarını söylüyor:

''Şu bir gerçek ki, tanıdığım bütün Yahudiler o camilerin yıkıldığını görmek istiyorlar. Ama bana sölediklerine göre, bu yıkım, Tanrı'dan gelecek bir hareketle, örneğin bir depremle ya da ona benzer bir şekilde gerçekleşecek.'' (Ibid. , s. 99)

İşte İsrail'deki aşırı sağın hedefi budur. Amaç, Tapınak'ı ne olursa olsun inşa etmektir; çünkü Mesih'in gelişi buna bağlıdır. Tapınak'ın inşası için İslam mabedlerinin yokedilmesi gerekmektedir. Yahudi Devleti, bu işi mabedlerin ''altını oymakla'' uzun vaadeye yaymıştır. Belki de, ''insan eliyle'' yapılacak bu hazırlıktan sonra, Mescid-i Aksa'yı çökertecek küçük bir deprem beklenmektedir.

İsrail'in radikallerinin Kudüs konusunu sürekli bir çatışma sebebi haline getirmeleri, bu bölgedeki Müslümanlara karşı terör eylemleri düzenlemeleri ve provokasyonlar gerçekleştirmelerinin nedeni de, yine buraya kadar incelediğimiz Tapınak saplantısıdır. Ariel Şaron'un sahneye çıkarak Filistinlileri tahrik etmesi ve yeni bir kan gölüne kasten sebebiyet vermesi de, siyonizmin Tapınak rüyasıyla ilgilidir. Bu gibi provokasyonlar, İsrail ve Filistinliler arasındaki muhtemel bir uzlaşmayı imkansız hale getirmek ve bölgede gerilim ve çatışmayı sürekli ayakta tutmak için yapılmaktadır. Şaron gibi radikaller, bu daimi çatışmanın bir gün kendilerine Tapınak'ı inşa edecek bir fırsat sunacağını ummaktadırlar.

Ancak bu gibi hesaplarla tüm Ortadoğu'yu kana bulama peşinde olan İsrailli radikallerin hiç bilmedikleri bir gerçek vardır:

Eğer onların bir hesabı varsa, kuşkusuz Allah'ın da bir hesabı da vardır.