|
İSRAİL'İN MESCİD-İ AKSA HEDEFLERİ-1
(AKİT-08 TEMMUZ 2001)
19. yüzyılın sonunda siyasi bir hareket olarak ortaya
çıkan Siyonizm'in, milliyetçi, modern ve laik Yahudiler
tarafından ortaya atıldığı ve dolayısıyla ''dini'' bir
hareket olmadığı sıkça anlatılan bir hikayedir. Ancak
hikaye, gerçeği kısmen yansıtmaktadır ve bir de gözlerden
uzak kalan bir yön vardır.
Bu yön, ''dindar Siyonizm'' olarak bilinen ve ''sağ
Siyonizm'' ya da öteki adıyla ''Revizyonist Siyonizm''
olarak tanımlanan akımla da oldukça ilişkili olan bir
harekettir. Dindar Siyonizm, bir Yahudi Devleti'nin
kuruluşunu yalnızca ulusal bir hareket olarak gören
laik Siyonizmden farklı olarak, İsrail'in kuruluşunu
Yahudi dinindeki geleneksel ''Mesih'' inancı çerçevesinde
yorumlamıştır.
Bu inanca göre, Yahudiler, Allah tarafından ''seçilmiş''
olan üstün halktır, ve diğer ulusları yönetme hakkına
sahiptirler. Ancak bu ''yönetme hakkı'', diğer uluslar
tarfaından gasp edilmiştir. Hakkın yerine getirilmesi,
''Seçilmiş Halk'' ın yeryüzü egemenliğine ulaşabilmesi
ise, ancak Hz. Davud soyundan gelecek olan, ''Beklenen
Mesih'' in yeryüzüne inip Yahudiler'e önderlik ederek
Kudüs merkezli bir krallık kurması ile gerçekleşecektir.
Bu inanca göre, Mesih'e karşı ''itaatsizlik'' yapacak
olan ulusların durumu ise oldukça zordur! The Universal
Jewish Encyclopedia çöyle yazar: ''Mesih geldiğinde
diğer milletler ya fethedilecek ya imha edilecek ya
da dinlerinden döndürüleceklerdir. Ama sonları ne olursa
olsun, o tarihten sonra İsrail için sıkıntı kaynağı
olmaktan çıkacaklardır.'' (The Universal Jewish Encyclopedia,
vol. 7, s. 503)
Mesih'in gelişi, Yahudilerin binlerce yıllık tarihi
boyunca hep beklenmiştir. Ama bu beklenti en çok, MS
70'da Romalılar tarafından Kudüs'ten kovulmalarının
ardından güçlenmiştir. 70 yılında Romalılar, Kudüs'teki
Hz. Süleymen Tapınağı'nı ikinci kez yıkmışlar, şehirdeki
Yahudilerin büyük bölümünü katletmiş kalanları da sürmüşlerdir.
Geriye Tapınak'tan yalnızca tek bir duvar kalmıştır;
o da bu ''yıkım'' ım anısına Ağlama Duvarı'na dönüştürülmüştür.
Mesih geri geldiğinde ise, inanışa göre, Tapınak yeniden
inşa edilecek ve buradan dört bir yana hükmedecektir.
İşte bu nedenle, Mesih'in gelişi ile Kudüs'teki Tapınak'ın
yeniden inşası, Yahudilere göre birbiri ile çok yakından
ilişkili olan iki ''vaad'' dir.
Yahudiler tarafından asırlardır beklenen bu iki büyük
gelişme, 19. yüzyıla kadar uzak bir hayal görünümündeydi.
Ancak Siyasi Siyonizm'in doğuşu ile birlikte, Yahudiler,
19. yüzyıldan sonra Kudüs'e dönmek için ciddi bir girişim
başlattılar. Hareket dini kimlikleri zayıf Yahudilerce
yönetiliyordu belki, ama dindarlar bu girişimde çok
büyük bir anlam görmüşlerdi. Onlara göre, siyasi bir
hareket olan Siyonizm, gerçekte Mesih'in döneminin artık
başlamak üzere olduğunun göstergesiydi.
''Dindar Siyonistler'' in başını çeken Abraham Yitzhak
HaCohen Kook, Siyasi Siyonizm'in Atchalta D'Geula (Mesihi
Kurtuluşun Başlangıcı) ya da B'lkvata D'Meshicha (Mesih'in
Ayak Sesleri) olduğunu söyleyerek bunu en açık biçimde
ifade etmişti. Kook'a göre, 1917'de yayınlanan ve Siyonizm'e
resmi İngiliz desteği sayılan Balfour Deklarasyonu,
Filistin'e yapılan Yahudi göçleri ve büyük devletlerin
Siyonistlere verdiği destek; tüm bunlar Mesih'in gelişinin
yakın olduğunu gösteren alametlerdi. İsrailoğulları
''Mesihi dönem'' de yaşıyorlardı ve yüzyıllardır beklenenler
yakında gerçeğe dönüşecekti.
Kook ve diğer dindar Siyonistler tarafından yapılan
yoruma göre, ''insani'' çabayla, yani Siyasi Siyonizm'le
başlayan süreç, ''ilahi'' bir gelişme olan Mesih'in
gelişi ile devam edecekti. Ancak bu hedefe varılabilmesi
için Yahudilerce Mesih'in gelişinden önce yapılması
gereken ve Mesih'e ortam hazırlayacak olan üç misyon
vardı. The Universal Jewish Encyclopedia bu misyonları
şöyle anlatır:
Siyasi Siyonizmin ortaya çıkması ile birlikte Haham
Hirsch Kalischer tarafından geliştirilen teori diğer
hahamlarca da kabul gördü. Buna göre, Mesih'in dönüş
süreci doğal olaylarla başlayacaktı: Yhudilerin Filistin'e
yerleşme isteği ve diğer milletlerin gönüllü olarak
bu işe yardım etmesi ile... Mesih'in orataya çıkışı
vaadlerin gerçekleşmesi için gereken şartlarsa şunlardı:
Kutsal Topraklar'da büyük ve yeterli sayıda Yahudinin
yerleşip devlet kurulması, Kudüs'ün ele geçirilmesi
ve Tapınak'ın yeniden inşa edilmesi. (The Universal
Jewish Encyclopedia, vol. 7, s. 502)
Bu üç şartın birincisi olan Kutsal Topraklar'daki
Yahudi nüfüsunun arttırılması, Siyonist hareketin önderleri
tarafından bu yüzyılın başından beri uygulanmaktadır.
Devlet ise 1948'de kuruldu. İkinci şart, yani Kudüs'ün
ele geçirilmesi, 1967'deki Altı Gün Savaşı'nda yerine
getirildi. 1980'de Kudüs ''İsrail'in ebedi başkenti''
ilan edildi...
Dolayısıyla, Mesih'in gelişini sağlayacak misyonlardan
geriye bir tek Tapınak'ın yeniden inşa edilmesi kaldı.
19 yüzyıldır yıkık olan ve sadece tek duvarı ayakta
kalan Tapınak, Yahudiler tarafından Ağlama Duvarı'na
dönüştürülmüş olan Süleyman Tapınağı'dır.
''Peki Tapınak'ı inşa etmek zor birşey midir?'' sorusu
akla gelebilir hemen. Öyle ya, İsrailliler için bir
Tapınak inşa etmenin zorluğu nedir? Zorluk, Tapınak'ın
inşa edilmesinde değildir. Eski Tapınak'ın bulunduğu
alan üzerinde bugün iki İslam mabedi durmaktadır: Mescid-i
Aksa ve Kubbet-üs Sahra. Tapınak'ın yapılabilmesi için
bu iki mabedin de yıkılması gerekmektedir. Pürüz dünya
Müslümanlarıdır. Onlar, varoldukları sürece, İsraillerin
bu iki mescidi yıkmalarına izin vermemektedirler...
İşte son dönemde yaşadığımız ve Kudüs sokaklarını
kana bulayan çatışmaların anlamı da burada gizlidir.
Siyonizm'in sol kanadı, İsrail Devleti'nin kurulmasından
sonra İşçi Partisi'ne dönüştü. İşçi Partisi, devleti
kuran partiydi ve 1977 yılına dek kesintisiz iktidarda
kaldı. Buna karşın, sözünü ettiğimiz ''dindar Siyonizm''
le bütünleşti ve İsrail'in kurulmasıyla birlikte ''Herut''
partisini oluşturdu. Bu radikal parti, bir kaç küçük
partiyle daha birleşerek 1970'lerin başında ''Likud''
adını aldı. Herut'u kuran,Likud'a dönüştüren ve 1982'deki
Lübnan işgalinin sonrasına dek de liderliğini yürüten
kişi, ''İsrail sağının en büyük lideri'' sayılan Menahem
Begin'di. Begin'i İzak Şamir izledi.
Likud'un genel olarak İsrail sağının en itibarlı ismi
ise, hemen her zaman Ariel Şaron oldu. İsrail'in 1982'deki
Lübnan işgali sırasında, Sabra ve Şatilla kamplarındaki
2 bin Filistinli'yi, kadın, çocuk ayırdetmeden gözünü
kırpmadan öldürten Şaron, fanatik siyonistlerin gözünde
büyük bir kahraman olmuştu.
Begin, Şamir ve Şaron gibi isimlerin temsil ettiği
İsrail sağının gizli ''megalo idea'' sı ise, hep Kudüs
Tapınağı'nı yeniden inşa etmek oldu. Bu inşaanın gerçekleşebilmesi
için de, Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra'nın yıkılması
gerekiyordu.
Nitekim İsrail sağı, elaltından desteklediği ''Machteret
Yehudit'' adlı bir örgütle bu hedefi bir kez denedi.
İsrail'deki bu oldukça ilginç örgütün varlığı 1984
yılının 27 Nisanında ortaya çıktı. Machteret Yehudit
(Yahudi Çetesi) örgütünün üyeleri, Arap yolcularla dolu
olan beş yolcu otobüsünü havaya uçurmaya yönelik bir
plan yapmış ama son anda olayın ortaya çıkması üzerine
tutuklanmıştı. Ancak daha önce gerçekleştirdikleri önemli
eylemler vardı; 1980 yılında Batı Şeria'daki iki Arap
belediye başkanının arabaına bomba koyarak öldürmüşler,
1983 yılında ise Hebron kentindeki İslam Koleji'ne silahlı
bir saldırı düzenleyerek üç öğrenciyi öldürmüş, otuzüç
tanesini de yaralamıştı.
Ama kısa bir süre sonra, Machteret Yehudit'in tüm
bunlardan çok daha büyük bir eylemi gerçekleştirmek
üzere olduğu öğrenildi. Bir sonraki yazımızda Machteret
Yehudit'in büyük eylemini ve arka planını inceleyeceğiz.
|