SSCB'nin Çöküşü 10. Yılında Komünizmin Geleceği
Edirne'nin Gerisinde Bıraktıklartımız...
Komünizm Çin'de Güçleniyor
İsrail'in Mescid-i Aksa Hedefleri 1
İsrail'in Mescid-i Aksa Hedefleri 2
Türkiye için Balkan Stratejisi 1
Türkiye için Balkan Stratejisi 2
Balkan Müslümanların Türkiye Sevgisi
Türkiye'nin Stratejik Ufku
Bağımsızlığın 10. Yılında Orta Asya Müslüman-Türk Cumhuriyetleri
Tarihin Aslına Dönüşü
Miloseviç'in Ardından Sırbistan'ın Balkan Politikası
Unutulan Vatan; Doğu Türkistan


İSRAİL'İN MESCİD-İ AKSA HEDEFLERİ-1
(AKİT-08 TEMMUZ 2001)

19. yüzyılın sonunda siyasi bir hareket olarak ortaya çıkan Siyonizm'in, milliyetçi, modern ve laik Yahudiler tarafından ortaya atıldığı ve dolayısıyla ''dini'' bir hareket olmadığı sıkça anlatılan bir hikayedir. Ancak hikaye, gerçeği kısmen yansıtmaktadır ve bir de gözlerden uzak kalan bir yön vardır.

Bu yön, ''dindar Siyonizm'' olarak bilinen ve ''sağ Siyonizm'' ya da öteki adıyla ''Revizyonist Siyonizm'' olarak tanımlanan akımla da oldukça ilişkili olan bir harekettir. Dindar Siyonizm, bir Yahudi Devleti'nin kuruluşunu yalnızca ulusal bir hareket olarak gören laik Siyonizmden farklı olarak, İsrail'in kuruluşunu Yahudi dinindeki geleneksel ''Mesih'' inancı çerçevesinde yorumlamıştır.

Bu inanca göre, Yahudiler, Allah tarafından ''seçilmiş'' olan üstün halktır, ve diğer ulusları yönetme hakkına sahiptirler. Ancak bu ''yönetme hakkı'', diğer uluslar tarfaından gasp edilmiştir. Hakkın yerine getirilmesi, ''Seçilmiş Halk'' ın yeryüzü egemenliğine ulaşabilmesi ise, ancak Hz. Davud soyundan gelecek olan, ''Beklenen Mesih'' in yeryüzüne inip Yahudiler'e önderlik ederek Kudüs merkezli bir krallık kurması ile gerçekleşecektir.

Bu inanca göre, Mesih'e karşı ''itaatsizlik'' yapacak olan ulusların durumu ise oldukça zordur! The Universal Jewish Encyclopedia çöyle yazar: ''Mesih geldiğinde diğer milletler ya fethedilecek ya imha edilecek ya da dinlerinden döndürüleceklerdir. Ama sonları ne olursa olsun, o tarihten sonra İsrail için sıkıntı kaynağı olmaktan çıkacaklardır.'' (The Universal Jewish Encyclopedia, vol. 7, s. 503)

Mesih'in gelişi, Yahudilerin binlerce yıllık tarihi boyunca hep beklenmiştir. Ama bu beklenti en çok, MS 70'da Romalılar tarafından Kudüs'ten kovulmalarının ardından güçlenmiştir. 70 yılında Romalılar, Kudüs'teki Hz. Süleymen Tapınağı'nı ikinci kez yıkmışlar, şehirdeki Yahudilerin büyük bölümünü katletmiş kalanları da sürmüşlerdir. Geriye Tapınak'tan yalnızca tek bir duvar kalmıştır; o da bu ''yıkım'' ım anısına Ağlama Duvarı'na dönüştürülmüştür. Mesih geri geldiğinde ise, inanışa göre, Tapınak yeniden inşa edilecek ve buradan dört bir yana hükmedecektir.

İşte bu nedenle, Mesih'in gelişi ile Kudüs'teki Tapınak'ın yeniden inşası, Yahudilere göre birbiri ile çok yakından ilişkili olan iki ''vaad'' dir.

Yahudiler tarafından asırlardır beklenen bu iki büyük gelişme, 19. yüzyıla kadar uzak bir hayal görünümündeydi. Ancak Siyasi Siyonizm'in doğuşu ile birlikte, Yahudiler, 19. yüzyıldan sonra Kudüs'e dönmek için ciddi bir girişim başlattılar. Hareket dini kimlikleri zayıf Yahudilerce yönetiliyordu belki, ama dindarlar bu girişimde çok büyük bir anlam görmüşlerdi. Onlara göre, siyasi bir hareket olan Siyonizm, gerçekte Mesih'in döneminin artık başlamak üzere olduğunun göstergesiydi.

''Dindar Siyonistler'' in başını çeken Abraham Yitzhak HaCohen Kook, Siyasi Siyonizm'in Atchalta D'Geula (Mesihi Kurtuluşun Başlangıcı) ya da B'lkvata D'Meshicha (Mesih'in Ayak Sesleri) olduğunu söyleyerek bunu en açık biçimde ifade etmişti. Kook'a göre, 1917'de yayınlanan ve Siyonizm'e resmi İngiliz desteği sayılan Balfour Deklarasyonu, Filistin'e yapılan Yahudi göçleri ve büyük devletlerin Siyonistlere verdiği destek; tüm bunlar Mesih'in gelişinin yakın olduğunu gösteren alametlerdi. İsrailoğulları ''Mesihi dönem'' de yaşıyorlardı ve yüzyıllardır beklenenler yakında gerçeğe dönüşecekti.

Kook ve diğer dindar Siyonistler tarafından yapılan yoruma göre, ''insani'' çabayla, yani Siyasi Siyonizm'le başlayan süreç, ''ilahi'' bir gelişme olan Mesih'in gelişi ile devam edecekti. Ancak bu hedefe varılabilmesi için Yahudilerce Mesih'in gelişinden önce yapılması gereken ve Mesih'e ortam hazırlayacak olan üç misyon vardı. The Universal Jewish Encyclopedia bu misyonları şöyle anlatır:

Siyasi Siyonizmin ortaya çıkması ile birlikte Haham Hirsch Kalischer tarafından geliştirilen teori diğer hahamlarca da kabul gördü. Buna göre, Mesih'in dönüş süreci doğal olaylarla başlayacaktı: Yhudilerin Filistin'e yerleşme isteği ve diğer milletlerin gönüllü olarak bu işe yardım etmesi ile... Mesih'in orataya çıkışı vaadlerin gerçekleşmesi için gereken şartlarsa şunlardı: Kutsal Topraklar'da büyük ve yeterli sayıda Yahudinin yerleşip devlet kurulması, Kudüs'ün ele geçirilmesi ve Tapınak'ın yeniden inşa edilmesi. (The Universal Jewish Encyclopedia, vol. 7, s. 502)

Bu üç şartın birincisi olan Kutsal Topraklar'daki Yahudi nüfüsunun arttırılması, Siyonist hareketin önderleri tarafından bu yüzyılın başından beri uygulanmaktadır. Devlet ise 1948'de kuruldu. İkinci şart, yani Kudüs'ün ele geçirilmesi, 1967'deki Altı Gün Savaşı'nda yerine getirildi. 1980'de Kudüs ''İsrail'in ebedi başkenti'' ilan edildi...

Dolayısıyla, Mesih'in gelişini sağlayacak misyonlardan geriye bir tek Tapınak'ın yeniden inşa edilmesi kaldı. 19 yüzyıldır yıkık olan ve sadece tek duvarı ayakta kalan Tapınak, Yahudiler tarafından Ağlama Duvarı'na dönüştürülmüş olan Süleyman Tapınağı'dır.

''Peki Tapınak'ı inşa etmek zor birşey midir?'' sorusu akla gelebilir hemen. Öyle ya, İsrailliler için bir Tapınak inşa etmenin zorluğu nedir? Zorluk, Tapınak'ın inşa edilmesinde değildir. Eski Tapınak'ın bulunduğu alan üzerinde bugün iki İslam mabedi durmaktadır: Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra. Tapınak'ın yapılabilmesi için bu iki mabedin de yıkılması gerekmektedir. Pürüz dünya Müslümanlarıdır. Onlar, varoldukları sürece, İsraillerin bu iki mescidi yıkmalarına izin vermemektedirler...

İşte son dönemde yaşadığımız ve Kudüs sokaklarını kana bulayan çatışmaların anlamı da burada gizlidir.

Siyonizm'in sol kanadı, İsrail Devleti'nin kurulmasından sonra İşçi Partisi'ne dönüştü. İşçi Partisi, devleti kuran partiydi ve 1977 yılına dek kesintisiz iktidarda kaldı. Buna karşın, sözünü ettiğimiz ''dindar Siyonizm'' le bütünleşti ve İsrail'in kurulmasıyla birlikte ''Herut'' partisini oluşturdu. Bu radikal parti, bir kaç küçük partiyle daha birleşerek 1970'lerin başında ''Likud'' adını aldı. Herut'u kuran,Likud'a dönüştüren ve 1982'deki Lübnan işgalinin sonrasına dek de liderliğini yürüten kişi, ''İsrail sağının en büyük lideri'' sayılan Menahem Begin'di. Begin'i İzak Şamir izledi.

Likud'un genel olarak İsrail sağının en itibarlı ismi ise, hemen her zaman Ariel Şaron oldu. İsrail'in 1982'deki Lübnan işgali sırasında, Sabra ve Şatilla kamplarındaki 2 bin Filistinli'yi, kadın, çocuk ayırdetmeden gözünü kırpmadan öldürten Şaron, fanatik siyonistlerin gözünde büyük bir kahraman olmuştu.

Begin, Şamir ve Şaron gibi isimlerin temsil ettiği İsrail sağının gizli ''megalo idea'' sı ise, hep Kudüs Tapınağı'nı yeniden inşa etmek oldu. Bu inşaanın gerçekleşebilmesi için de, Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra'nın yıkılması gerekiyordu.

Nitekim İsrail sağı, elaltından desteklediği ''Machteret Yehudit'' adlı bir örgütle bu hedefi bir kez denedi.

İsrail'deki bu oldukça ilginç örgütün varlığı 1984 yılının 27 Nisanında ortaya çıktı. Machteret Yehudit (Yahudi Çetesi) örgütünün üyeleri, Arap yolcularla dolu olan beş yolcu otobüsünü havaya uçurmaya yönelik bir plan yapmış ama son anda olayın ortaya çıkması üzerine tutuklanmıştı. Ancak daha önce gerçekleştirdikleri önemli eylemler vardı; 1980 yılında Batı Şeria'daki iki Arap belediye başkanının arabaına bomba koyarak öldürmüşler, 1983 yılında ise Hebron kentindeki İslam Koleji'ne silahlı bir saldırı düzenleyerek üç öğrenciyi öldürmüş, otuzüç tanesini de yaralamıştı.

Ama kısa bir süre sonra, Machteret Yehudit'in tüm bunlardan çok daha büyük bir eylemi gerçekleştirmek üzere olduğu öğrenildi. Bir sonraki yazımızda Machteret Yehudit'in büyük eylemini ve arka planını inceleyeceğiz.