|
KOMÜNİZM ÇİN'DE GÜÇLENİYOR
(AKİT-22 TEMMUZ 2001)
Sovyet Rusya 1991'de yıkılmaya başlamış, ardından
Lenin ve Stalin'in her yeri süsleyen heykelleri sökülmüş,
Rusya komünizmi resmen terk etmiştir. Oysa Çin'de asla
böyle birşey olmamıştır. Mao'nun 1976'daki ölümünden
bu yana Çin hala Komünist bir Parti tarafından yönetilmeye
devam etmektedir. Çin, kapitalist ekonominin kurallarını
benimsemiş, bu yolla büyük bir ekonomik gelişim elde
etmiştir, ama siyasi sistem hala komünisttir. Daha da
önemlisi, siyasi ve toplumsal kültür hala komünisttir.
Ve Mao, onmilyonlarca Çinli'nin eli kanlı katili garip
bir şekilde hala Çinliler tarafından adeta kutsal bir
kişi gibi görünmektedir.
10 Ocak 1994 tarihli Time dergisi ''Mao Lives!'' (Mao
yaşıyor) başlıklı haberinde, Çin'de Mao'ya yönelik kitle
eğilimini ''Mao mania'' (Mao çılgınlığı) olarak tanımlanmış
ve şöyle yazmıştır:
''Sıradan Çinliler için Mao hala bir sfenks, yüz ayrı
sahip bir idol. Aynı Kutsal kitap gibi, her yerde sözlerinden
alıntılar yapılıyor... Kolleksiyoncular Mao'nun konuşmalarını
içeren kasetleri topluyorlar, Mao resmini içeren armalar,
rozetler, kitaplar, çakmak ve hatta yo-yolar yok satıyor.
Mao'nun doğum günü anısına 5000 adet üretilen altın-elmas
saatler 1500 dolara satılıyor-ortalama bir aylık maaşın
30 katı... Hunan eyaletinin güney-orta bölgesinde yer
alan, Büyük Serdümen'in (Mao'nun) doğum yeri olan Şaoşan
kenti, sadece 1992 yılında 1 milyon hacıya (Mao ziyaretçisine)
ev sahipliği yaptı. Kent geçtiğimiz günlerde de favori
evladının 10 metre yüksekliğindeki dev bir heykelini
hizmete açtı.
Kırsal alanlarda, Fujian ve Guangdong eyaletlerinde,
Mao'nun anısına yeni ve büyük tapınaklar inşa edildi,
bir yeni tapınak da Kuzey Shaanxi bölgesinde inşa ediliyor.
Bu tapınaklarda sıkça gelen parti görevlileri ve köylüler,
Mao'nun hastalıkları iyileştirmekten iyi bir hasadı
garantilemeye kadar herşeyi yapabileceğine inanıyorlar.
1993'te Sichuan'daki bir fabrikada çalışan bir grup
işçi, Mao'nun yüzüncü doğum yılı şerefine topluca intihar
ettiler... Pekin ve Şanghay'daki taksi şöförleri dikiz
aynalarına Mao'nun resimlerini yapıştırıyorlar. Sanatçılar
Mao'nun yüzünü resimlerinde sık sık kullanıyorlar ve
Mao'nun dev bir portresi hala Tiananmen Meydanı'na hakim
durumda. Ve, en önemlisi, partilerde ve üniversitelerde
yeni moda politik felsefe değil; yeni Maoizm.
Mao (Çin'e) bir geri dönüş yapmış değil. Zaten buradan
hiç ayrılmamıştı. Almanya ve Rusya'nın aksine, Çin hiçbir
zaman ''Maoculuktan vazgeçme'' çabasına girmedi. Komünist
Prti, 1950'lerdeki Büyük Atılım'ın (ki o zaman Mao yapımı
bir kıtlık onmilyonlarca Çinli'yi öldürmüştü) veya Kültür
Devrimi'nin ( o sıralarda devlet teşvikiyle patlayan
barbarlık, okul çocuklarını yamyamlığa teşvik etme noktasına
kadar düşmüştü) vahşetlerinin sorgulanmasına asla izn
vermiyor. Bu konular hakkındaki gerçekleri konuşma girişimleri
bastırılıyor. Örneğin, 1993 yılında Şnghay Üniversitesi
Dergisi Mao'nun kıtlığında 40 milyon kişinin öldüğünü
yazdığında, dergi acilen toplatıldı... Çin'in politikası...
Milliyetçilikle komünizmi birleştiren bir felsefeye
dayanıyor ve bu da bu felsefenin kurucusu olan Mao'nun
felsefesine dayanıyor...''
Peki Mao'nun ardından Çin'de yaşanan ''kapitalizme
geçiş'' ne anlama geliyor? Bu durum, Çin'in Maoculuktan
uzaklaşması mı, yoksa Maoculuğun ekonomik yönden güçlenmesi
anlamına mı geliyor?
Aynı makalede bu konuda şu bilgiler veriliyor:
''Kültür Devrimi'nin sonuçlanmasından sonra bile Mao
kültürü yaşamaya devam etti. Komünist Parti kendisini
entellektüel olarak Maoizm'le doldurmayı sürdürdü. İki
ana grup ortaya çıktı: Maoist radikaller (fanshipai)
ve nostaljikler (huanyuanpai). Bu ikinci grup 1950'lerde
altın dönemi özlüyolardı. Parti'yi yöneten Maocular
Mao'ya inançlarını koruyorlar, ama Kültür Devrimi'nin
barbarlığı insanların hafızalarında taze olduğu için,
bunu çok açık ifade etmiyorlardı. Maoizm'in komünist-milliyetçi
felsefesinin tam olarak çiçek açması için, Çin'e yönelik
bir tehdit oluşturduğu izlenimin doğması gerekiyordu,
insanları Çin'in büyüklüğünün zaafa uğramaya ve Batı
komplolarının etkili olmaya başladığına inandıracak
bir olay... Bu olay, 4 Haziran 1989'daki Tiananmen Meydanın'daki
protestocu öğrencilerin üzerine Çin tanklarının yürümesiyle
gerçekleşti. Tiananmen'in hemen ardından, kaosa düşürülen
Çin fikri partiye ''sınıf çatışması'' kavramını uyandırma
imkanı verdi... Devlet Başkanı Jiang Zemin, Çin'in ekonomik
reformlara devam edeceğini, ama hiç kimsenin demokrasileşme
rüyası görmemesi gerektiğini açıkladı. Jiang'ın emriyle,
parti kırsal kesimlere ''düşünce reformu'' başlattı
ve Maoist tipte eğitim kampanyaları düzenledi... Bugün
Çin'de Maoizm'i yeniden tam olarak uygulama girişimlerinin
gücü, Komünist Parti içinde genç entellektüellerden
geliyor. Halkın Günlüğü veya Gerçeği Aramak gibi büyük
gazeteleri Marxist radikaller yönetiyor... Bunlar 1996'da
sınıf çatışmasına ve Maoizm'e tam olarak dönmeyi savunan
''10 bin kelimelik dökümanlar'' yayınladılar.''
Görüldüğü gibi Maoculuk Çin'e hala hakimdir ve bu
hakimiyet, sadece Mao döneminden miras kalmış yaşlı
komünist parti yöneticileri için değil, Marksizm'e körü
körüne bağlanmış genç kuşaklar için de geçerlidir. Köylüler
ve eğitimsiz kitleler Mao'yu çok üstün bir varlık olarak
görmekte, entellektüellerin büyük bir bölümü de Marksizm-Leninizm-Maoizm
ideolojisini bilinçli olarak savunmakta ve yaymaktadırlar.
Çin'in kapitalizmi, sadece Maoizm'in gizlenmesine ve
güçlenmesine yaramaktadır. 1.2 milyar nüfüsuyla dünyanın
en kalabalık ülkesi olan Çin, ekonomisini giderek güçlendirmekte
ve bir yandan da silahlanmaya önem vermektedir. Öyle
ki Çin'in 21. yüzyılda ABD'ye rakip bir süper güç olacağı
hesaplanmaktadır. Bu derece bir güce sahip olan Çin'in
hala Maocu olması, Çinlilerin bir ''Mao çılgınlığı''
ile yaşaması, komünizmin ölmediğini, sadece gizlendiğini
bize bir kez daha göstermektedir. Dahası gizlenen bu
komünizm, komünizmin özellikle Maocu versiyonu, yani
en kötü, en barbar, en vahşi versiyonudur.
|