|
SSCB'NİN ÇÖKÜŞÜ 10. YILINDA KOMÜNİZMİN
GELECEĞİ
(AKİT-24 TEMMUZ 2001)
SSCB'nin yıkılısının üzerinden 10 yıl gecti. Ne var
ki, günümüzde komünizmin artık bir tehlike olmadığını,
yıllar önce çöktüğünü zannedenler büyük bir yanılgı
içindedirler. Çünkü komünizm yıkılmamış, diyalektik
materyalizmin en önemli ilkesine uygun olarak ''iki
adım geri'' atmıştır.
Lenin'in üzerine kitap yazdığı bu '' Bir Adım İleri,
İki Adım Geri'' ilkesine göre komünistler hedeflerine
ulaşmak için gerektiinde birkaç adım geri atarak sanki
hedeflerinden uzaklaşmış gibi görünürler. Komünist Çin'deki
okul çocuklarına da bu nedenle üç adım ileri, iki adımın
geri esasına dayanan ''diyalektik yürüme yolu'' öğretilir.
Buna en somut örneklerinden biri komünistlerin aile
kurumu hakkındaki düşünceleridir. Diyalektik materyalizmin
kurucusu Karl Marx'a göre komünizme varmak için öncelikle
evlilik kurumu ortadan kaldırılacaktır. Komünist Manifesto'da
Marx, ''proreterler arasında aile kurumunun hemen hiç
görülmediği ve fuhuşun çok yaygın olduğu'' nu söyler
ve bundan şu sonuca varır: ''... burjuva ailesinin ortadan
kalkması gerkmektedir.''
Komünistler bu hedeflerine ulaşmak için, diyalektik
materyalizmin ilkelerine uyarlar. Aile kurumunu kaldırmak
için güçlü bir devlete ihtiyaçları vardır. Ancak güçlü
bir devlet için önce aile kurumunun güçlü olması gerekir.
Bu nedenle önce geri adım atarak, aileyi güçlendirirler.
Bu sayede komünist devlet güçlenir ve bir aşama sonra
aile kurumunu tamamen oratadan kaldırır.
Bu örnekten anlaşıldığı gibi, komünistlerin ''komünizm
yıkıldı'', ''Rusya'da aile bağları daha da güçlendi''
gibi sloganları insanları aldatmamalıdır. Bu, diyalektik
materyalizmin çok bilinen bir taktiğidir. Komünizm,
bir bukalemun gibi renk değiştirmiş, uygun zeminin hazırlanmasını
beklemektedir. Bu nedenle komünizmin ana felsefesi olan
diyalektik materyalizm ve onun sözde bilimsel dayanağı
olan Darwinizm ile fikri alanda ciddi bir mücadele şarttır.
Aksi takdirde, komünistler ileri atacakları kanlı ve
zalim adımlar için pusuda beklemektedirler.
Ellerinde hala Stalin veya Lenin posterleriyle yürüyüşler
yapan Rus komünistleri, azımsanmayacak ve küçümsenmeyecek
bir potansiyel güce sahiptirler. Bunlar, SSCB'nin 1991!deki
çöküşünü, Lenin'in 1904 yılında yazdığı Bir Adım İleri,
İki Adım Geri adlı kitabında belirttiği gibi, nihai
hedefe giden yol üzerinde geçeici bir geri çekilme olarak
görmektedirler. Lenin, söz konusu kitabında şöyle yazmıştır:
''Bir adım ileri, iki adım geri... Bireylerin yaşamında,
ulusların tarihinde ve partilerin gelişmesinde böyle
şeyler olur. Ama devrimci sosyal-demokrasi ilkelerinin,
proleterya örgütünün ve parti disiplininin eninde-sonunda
tam zafer kazanacağından kuşku duymak,alçaklığın en
canicesi olur.''
PUTİN NE YAPMAK İSTİYOR?
Rusya'nın durumu daha da dikkat çekicidir. Bu ülke,
Sovyetler Birliği 1991 yılında yıkıldıktan sonra demokrasiyle
değil, gerçekte faşizme geçmiştir. İktidarı sırasında
Duma'yı (Rus Parlementosu) topa tutan Yeltsin ve onun
ardından iktidar koltuğuna oturan Putin, tam anlamıyla
faşist bir karakter ve yönetim tarzına sahiptir.
Siyasi yelpazenin iki zıt ucu gibi gözüken faşizm
ile komünizm arasında ise aslımda çok ince bir çizgi
vardır. Her iki ideoliji de benzer bir toplum ve ahlak
yapısına lider modeline sahiptir. Nitekim her iki ideoloji
de siyaset biliminde ''totaliter ideolojiler'' olarak
aynı sınıfa dahil edilir. Devletin, toplumu baskıyla,
korkuyla ve propagandayla yönettiği, muhalifleri en
acımasız yöntemlerle ortadan kaldırdığı bir modeldir
totalitarizm.
1991'den sonra Rusya'nın siyasi rejimi ve siyaset
kültürü pek fazla değişmemiştir. Komünizmden devlet-mafya
işbirliğine dayanan bir tür faşizme geçilmiştir ki,
belirttiğimiz gibi bu temelde bir değişiklik sayılmaz.
Asıl değişim, ekonomideve sosyal yapıda olmuştur. Pek
çok hızlı zengin türemiş, halkın büyük bölümünün yaşam
standardı düşmüş, zenginler ile fakirler arasında giderek
büyüyen bir uçurum oluşmuştur. 19.yüzyıl İngilteresi'nde
yaşanana benzer bir ''vahşi kapitalizm'' yapısı Rusya'ya
hakim olmuştur. Devletin merkezi ototritesinin zayıflamasıyla
birlikte ortaya çıkan mafya örgütleri ise, bir tür ''feodal
yapı'' oluşturmaktadırlar.
İlginç olan her iki yapının da marksizme göre ''devrim
öncesi şartları'' meydana getirmesidir. Yani Rusya'nın
mevcut yapısı, marksist açıdan, ''komünizm öncesi''
bir yapıdır. Rusya'da hala yüksek bir oy oranına sahip
olan, dahası devlet mekanizmasında etkili olan komünistler,
mevcut durumu bir şekilde değerlendirmektedirler. Liberal
ekonomiye ve demokrasiye olan güveni sarsabilecek muhtemel
bir uluslararası kriz, komünistlerin bu teorisini pratiğe
çevirebilir ve Rusya kolaylıkla yeniden komünist bir
rejime geçebilir.
Aslında bu noktada komünizm sinsi taktiklerinden biri
karşımıza çıkmaktadır. Komünistler, kendilerince, tarihi
sıralamalarının (kapitalizmden komünizme geçiş) bozulmasından
kaynaklanan bir düzenleme yapmaktadırlar. Bu nedenle
Rus halkını, mafyanın eline vermişler ve klasik bir
kapitalizmin yaşanmasına ortam hazırlamışlardır. Kurdukları
bu sistemde halkı yoğun olarak ezdirmekte ve onlara
''başka çözüm yok, tek çözüm komünizm'' dedirtmeye çalışmaktadırlar.
Öte yandan komünizm gizliden gizliye varlığını sürdürmektedir.
Mevcut kadroların tümü, eski komünistlerden oluşmaktadır.
Ve Marx'in diyalektik materyalizmi ile eğitilmiş bu
kişiler, komünizm hayallerinden vazgeçmiş değillerdir.
Aksine komünizmin kapitalist safhadan geçmesi gerektiğine
inanırlar, ''komünist'' olmanın bir gereğini yerine
getirmek için kapitalizmin yaşanmasına seyirci kalmaktadırlar.
Gerçek komünist oldukları için, şuan kapitalizmi uygulamakta
ve savunmaktadırlar.
Diyalektik materyalist ilkeleri benimsemiş bu insanlar
açısından, nihai hedefe ulaşmak için, bir gün komünist,
bir gün faşist görünmek son derece kolaydır. Nitekim
aslında faşizmde de komünizmde de amaç aynıdır: İnsanlara
zulmetmek... Bu iki ideoloji arasında çok ince bir çizgi
vardır. Sadece komünizm, zulmünü ''hümanist'' sloganlar
altında, gizliden gizliye devam ettirmektedir. Yaptığı
zulme ve uyguladığı vahşete, bu yöntemle gerekçe oluşturmaya
çalışmaktadır.
Tüm bu gizli perdelerin ardında, şuan komünizm Rusya'da
iktidardadır. Rus devleti klasik komünist yapıdadır.
Türk Cumhuriyetlerini askeri kontrol altında tutan Rusya
değişmemiştir; SSCB fiilen halen yerinde durmaktadır.
Koyu komünist kadrolar, halkı, kapitalist bir yaşam
içinde iyice ezdirmekte; üstelik bir yandan da dinsizlik
ve ahlaksızlık telkinlerini yoğun olarak sürdürmektedir.
Böylece Rusya'da, yoğun telkinlerin ve taktiklerin sonucunda
ahlaki değerlerinden iyice uzaklaşan, Allah'ın varlığını
unutan bir toplumun komünizmi kabul etmemesi için bir
sebep kalmayacağı hesaplanmaktadır.
|